Kibir ve alçakgönüllülük iki zıt kutup olarak insanın karakterini şekillendiren unsurlardır. Gerçek anlamda yücelik, kişinin kendisini değil, diğerlerini önemsemesiyle mümkündür. Bu bağlamda, tevazu, insanı hakiki mutluluğa ve derin bir huzura ulaştıran bir erdemdir. Alçakgönüllü bir yaklaşım, bireyin hem kendisiyle hem de çevresiyle olan ilişkilerini derinleştirirken, kibir yalnızca yüzeysel bir tatmin sağlar. Gerçek yücelik, kişinin içsel değerleriyle ve başkalarına duyduğu saygıyla elde edilir.
“Dünyada yüceliğe kibirle değil, tevazuyla ulaşılır” sözü, kibrin insanı alçalttığı, tevazunun ise yücelttiği anlamına gelir.
Kibir, kendini başkalarından üstün görme, başkalarını küçük görme ve hakikatten uzaklaşma olarak tanımlanır. Bu durum, kişinin Allah'a olan şükrünü engeller ve onu yalnızlığa iter.
Tevazu ise, alçakgönüllülük ve başkalarına karşı mütevazı olma halidir. Tevazu gösteren kişi, sahip olduğu nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğunu bilir ve bu sayede kalbinde bir mutluluk ve inşirah hisseder. Bu nedenle, İslam'da tevazu, dinin yerine getirilmesi gereken bir vecibe olarak kabul edilir.
SON YAZILAR